PKK'NİN KURUCULARINDAN ORDULU O İSİM

26 Kasım 2012 Pazartesi , 21:57
0 Yorum

İsveç'te yaşayan Baki Karer, PKK'nın 24 kurucusundan biri. Aslen Ordulu olan Karer, örgütün gerçek yüzünü şöyle anlatıyor:

Adem Demir / ÖZEL HABER / STOCKHOLM - -
"Kör terör ve şiddet Apoculuğun varlık sebebidir. Öcalan'ın akıl hocaları da Veli Küçük, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek'tir." "PKK, Türkiye'de Ergenekon, dünyada da Gladyo olarak bilinen yapının Kürt ayağıdır. Ergenekoncular, PKK'nın merkezinde... İlk kurşunu da Kürtlere sıktı. PKK, egemen güçlerin oluşturduğu 'Kürt kıran' hareketidir. Taktikleri de provokasyondur."
 
Ordulu bir Türk olan Baki Karer, PKK'nın kurucularından. Örgütün, 'grup olma' kararı aldığı Ankara Dikmen'deki toplantıya katılmış 24 kişiden biri. Abdullah Öcalan'ın talimatıyla PKK'nın öldürdüğü daha sonra “şehit” olarak ilan ettiği Haki Karer'in kardeşi. Baki Karer, örgüt içinde “Merkez Komite Üyeliğine” kadar yükselmiş sonra yollarını ayırmış. Karer, örgüte 1973-74 yıllarında katıldığını ve 1983'te ayrıldığını söylüyor. Bazı kitaplarda öldürüldüğü yazılıyor. TBMM insan Hakları İnceleme Komisyonu'na verilen listede adı örgütün infaz ettiği kişiler arasında bile geçiyor. Oysa Karer, İsveç'te yaşıyor. Karer ile Stockholm'de görüştük. Karer, geçen onca zamana rağmen hâlâ hayatına yönelik bir tehdidin Gladyo'dan geleceğine inanıyor. Çok rahat konuşuyor. Ama bir tek fotoğrafı çekilmesini istemiyor. Yeni haliyle görüntü vermek istememesinin gerekçesini ise “PKK'dan kimse bu halimle beni tanımıyor” diye açıklıyor. Ardından da: “Bugünkü rahatlığım hayatım boyunca tedbirli davranmamdan kaynaklanıyor” diye ekliyor.  Arka profilden yüzü görünmeyecek şekilde fotoğraf çekilmesine ise Karer, “Korkan biri değil. Sözümü sakınmam ama tedbiri de elden bırakmam” diyor. Israrlar üzerine ise “beni anlayışla karşılamanızı rica ediyorum” diyerek kapatıyor.

ÖCALAN'IN KONUKLARI
Baki Karer'e göre Veli Küçük, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek, PKK'ya akıl veren isimler... Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük, teröristbaşı Öcalan ile bizzat görüşmüştü.


Saatler süren görüşmemizde Karer, çarpıcı iddialarda bulunuyor. Yıllardır Avrupa'da yaşamasına rağmen Türkiye'ye hiç ilgisiz kalmadığını belirtiyor. “Burada ayakta kalmamızın bir nedeni de Türkiye'yi yakından takip etmektir” diyen Karer, Haziran 2011'den bugüne yaşanan gelişmelerin çok önemli olduğunu “bu sürecin hem Türkler hem de Kürtler için geleceğin aynası niteliği” taşıdığını söylüyor. Sonrasında ise çok önceden çekilmiş fotoğraflarından üç adet gönderiyor. Karer ile yapılan uzunca söyleşiden bazı bölümler:

Kurucuları arasında yer aldığınız PKK nasıl bir örgüt?
Açık ve net ifade edeyim: PKK, Türkiye'de Ergenekon, Dünya'da Gladyo olarak bilinen yapının Kürt ayağıdır. Eylemlerin biçim ve kapasitesine bakıldığında, karanlık güçlerin emir ve komutasında hareket ettiği rahatça görülecektir. Ergenekoncular, PKK'nın merkezinde yer alıyorlar. PKK, egemen güçlerin oluşturduğu 'Kürt kıran' hareketidir. Başvurulan taktik, tipik bir provokatör taktiğidir. Kör terör ve şiddet politikası Apoculuğun varlık nedenidir. Toplumda infial oluşturma, özellikle sahip olduğu tabanda ümitsizliği yayma ve bunlara paralel olarak “eyvah gittik, yetişmezsek her şey bitecek” psikolojisini egemen kılma, Apocu hareket tarzının ilk basamağını oluşturuyor.

Bu iddialarınızı neye dayandırıyorsunuz?
Örgütü iyi tanıyorum. Yaşayan ve şu anda Kandil'de olan kurucuları iyi biliyorum. Bunların kapasiteleri ve ilişkileri ortadır. Ayrıca örgüt, daha çok da sivil halkın malına ve canına kastediyor. Çocukları öldürüyor, yol kesip halkın kamyonlarını yakıyor, şantiye basıp makineleri kırıp döküyor, esnafa kepenk kapattırıyor. Sonuçta bölge halkını göçe zorlamak için gayret gösteriyor. Doksanlı yıllara geri dönüş için her türlü çabayı yürütmekte. Kargaşa ve kaos PKK'nı en kolay kazanç kapısıdır.


Ergenekon-PKK ilişkisini ne zaman fark ettiniz? 
Apocu yapının açık oynamaya başladığı tarihte. Yani 1982'nin sonu ile 1983'ün başında bu kirli ilişkiyi fark ettim. Bu dönemde Avrupa'daydım. Şam'a gittim. Abdullah Öcalan'ın örgüt içinde ne kadar dürüst insan varsa hepsini tasfiye etmeye hazırlandığını gördüm. O dönemde sadece ben değil, Mehmet Karasungur, Resul Altunok, Çetin Güngör ve daha birçok insan PKK'nın Ergenekon'un Kürt ayağı olduğunu anladı. Bu, şu anda tasfiye olmuş veya öldürülmüş tüm üst düzey yöneticilerin ortak gözlemiydi.

“PKK'yı büyütenler iki 'Küçük' bir de 'General yeğeni'dir”

PKK'nın kurmay aklının Ergenekoncular olduğu Kürtlere hakaret gibi gelmiyor mu? Bu Kürtleri küçümseme anlamı taşımıyor mu?
PKK, ilk kurşunu Kürtlere sıktı. Örgütün tüm stratejisini belirleyen kişiler Ergenekonculardır. İlk dönemlerde herkesin “Ali arkadaş” dediği kişiyi, “Sayın Öcalan'a” dönüştüren Ergenekon'dur. Daha sonradan örgüt, Ergenekon yapısının denetimine girdi ve tüm olayları yaptıran onlar olmuştur. Kürt coğrafyasında “serhıldanları” başlatan PKK değil, iki “Küçük” bir “general yeğeni”dir. Yani aklı veren kişiler Veli Küçük, Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek'tir.


Devlet, 40 bin insanın ölümüne, 350 milyar dolarlık bir zarara yol açan bir örgütü niye başına bela etmiş olsun?
Geçmişte devletin Kürtlere uyguladığı şiddetin neticesinde PKK bir sonuç olarak ortaya çıktı tezi çokça dillendiriliyor. Bana göre; PKK hem sebep hem de sonuçtur. Devletin uyguladığı şiddeti örnek aldı. Aynısını uygulayarak güç kazandı. Şiddet bilinçli olarak tırmandırıldı. PKK'nın şiddeti, Kürtleri; Kürtlüklerinden nefret eder hale getirdi. Bu durum özellikle kadınlar üzerinde çok etkili. Bölgeden İsveç'e gelip yerleşen kadınlar, çocuklarının okullarda kendilerini “Kürt” diye ifade etmelerini istemediklerine şahit oldum.

Mademki; PKK bahsettiğiniz gibi kötü. Niye içinde yer aldınız? Olup bitenlerden sizin hiç mi günahınız yok?
Açıkça itiraf edeyim: KANDIK. Durumu fark ettiğimizde iş işten geçmişti. Eğer ülke içinde farkına varmış olsaydık, durum değişik olabilirdi. Ama yurt dışında fark etmemiz ve Abdullah Öcalan'ın sırtını bazı güçlere dayandırmış olması bizi çaresizliğe düşürdü. Bu sürecin içinde günahım, hatam ve sorumluluğum yok diyemem.

İlk kurucularının çoğunu öldürerek tasfiye ettiği bilinen örgüt, eğer ayrılmamış olsaydınız size yönelik nasıl bir sonuç hazırlamış olurdu?
İlk yıllarda beni öldüremezlerdi. Örgütün tabanında benim etkinliğim az değildi. O yüzden üzerime öldürme amacıyla gelemediler. Ancak tecrit ettiler. Ayrılmadan önce bana, “nerede ve hangi görevi istiyorsun” diye tekliflerle geldiler. Bununla netice alamayınca bu defa da “dünyanın istediğin bir noktasında seni zevki sefa içinde yaşatabiliriz” dediler. Ben bunların hepsini reddettim. Yalnız 1990'lara kadar yapı içinde kalsaydım muhtemelen bugün yaşamıyor olacaktım.


Kaynak:TÜRKİYE GAZETESİ
Orduhaber, Ordu haber, Ordugazete, Ordu Gazetesi, Ordu, Gazete, Haberler,Ordu flash,Ordu olay, Orduspor, haberordu, sondakika orduhaberleri,Boztepe, ordu vefatları, orduajans, Ordu'dan yerel haberler, Ordu'da bugün,Ordu gazeteleri,haber ordu,