Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Mali Müşavirler "Kadına Şiddete Hayır " dedi

Mali Müşavirler "Kadına Şiddete Hayır " dedi

Mali Müşavirler "Kadına Şiddete Hayır " dedi
07 Eylül 2019 - 08:14
Reklam

Ordu Mali Müşavirler Odası “Kadına Şiddete Yönelik” basın açıklaması yaptı.Basın açıklaamsı öncesi konuşan Oda Başkanı Bahadır BAŞ; “Kadınların hayatına kast eden şiddet terörü Ağustos ayında da devam etti ve ne yazık ki birçok evladımız annesiz kaldı. Kırıkkale'de eski eşi tarafından kızının önünde bıçaklanarak öldürülen "Ölmek istemiyorum" çığlıkları hepimizin kulaklarında çınlayan Emine Bulut’un sesini ve 10 yaşındaki kızının "anne ne olur ölme" diye haykırışını unutmamız mümkün değil. Kadınlara şiddet konusunda odamız üyesi meslektaşlarımızla beraber basın açıklamasıyla Ordu Mali Müşavirler Odası olarak toplumsal sorumluluğumuzun gereğini yerine getirdik. Bugün basın açıklamasını Yönetim Kurulu Üyemiz Tuğba Kılıç yapacaktır.” Dedi.

“KADIN ŞİDDETİNE HAYIR” yazılı tişörtleri giyen kadın meslek mensupları ile birlikte basın açıklamasını   Oda Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Kılıç okudu.

“Kadın Şiddetine Hayır” basın açıklaması şöyle;

Geçtiğimiz hafta boyunca, gerek sosyal medyada, gerekse alanlarda, kadınlar Emine Bulut’un  son sözlerini haykırdılar, bu son olsun diye.  Yüzyıllardır süre gelen ve erkekleri kadınlardan üstün konumda tutan politik, ekonomik ve sosyal süreçler, karşınızdaki kişinin  cinsiyetine dayalı olarak yönlendirilmiş kadına şiddet hakkını doğuramaz.

Yazılı ve görsel basında, sosyal medyada neredeyse her gün kadına yönelik şiddet ile ilgili haberler yer almaktadır. Ancak kadına şiddete yönelik, kadın örgütleri olmak üzere, birçok kurum ve kuruluş tarafından toplumsal hassasiyet çağrıları yapılsa da vakalar her geçen gün artmaktadır.

Ülkemizde her gün, en az bir kadın öldürülmektedir. Kadınları öldüren medyada yansıyanın aksine yasalar değil, toplumsal baskı ve şiddettir. Kadınlar doğdukları andan itibaren, cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmakta; fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddetle karşılaşmaktadırlar. Çünkü toplum, erkekliği şiddet davranışı olarak algılamaktadır. Çünkü erkek olduğu andan itibaren insan olarak değil, erkekliğini kanıtlamak için şiddet uygulaması gereken bir cins olarak görülmektedir. Bir kesim “erkek, erkek olduğu için elbette şiddet uygulayacaktır” “ama erkek şiddet uygulasa bile, aile kutsaldır. Şiddete maruz kalan kadın şiddeti sineye çekmek zorundadır” diyorlar.

Biz ise diyoruz ki, şiddet her seferinde daha da büyüyerek gelir. Hiçbir insan şiddete boyun eğmek zorunda değildir! Şiddet insan hakları ihlalidir! Şiddet gören kadın bu şiddete karşı çıkabilir! Şiddetin bahanesi olmaz! Bir insanın diğer insana sistematik şiddeti eziyettir! Bu eziyet ‘kutsal aile’ kavramı ile görünmez kılınamaz! Kutsal olan yaşama hakkıdır!

Kadınların yaşama hakkı özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti içeren İstanbul Sözleşmesi ile güvence altına alınmıştır. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, kadınların yaşama hakkına karşı çıkanlardır. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, “benden ayrılmak isteyen kadını öldürürüm” diyenlerdir. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, kadınların eril şiddete boyun eğmesini isteyenlerdir.  Biz, kadınların yaşama hakkını savunuyoruz. Biz kadınların şiddete maruz kalmama hakkını savunuyoruz. Biz çocukların şiddetin olmadığı bir dünyada büyümelerini istiyoruz. Bu yüzden,  İstanbul’da imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istiyoruz. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi yaşatır! Diyoruz. Çünkü kadına yönelik şiddeti önlemek ve sona erdirmek konusunda uygulamasının gecikmesi kadına yönelik şiddeti maruz görme, meşrulaştırma, hoş görme ortamını artırır. Bu yüzden bu tartışmaların bir kenara bırakılması ve Sözleşme içeriğinin bir an önce hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir.

Bu bağlamda, kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularının okullarda ders konusu olarak okutulması için müfredata alınmasını talep ediyor, çocuklarımızın, toplumsal cinsiyet klişelerine hapsedilmeden eğitim görmeleri gerekliliğinin önemini tekrar hatırlatıyoruz.

Ordu Mali Müşavirler Odası olarak toplumsal olaylara olan duyarlılığımız bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdüreceğiz. Tüm mercilerin özellikle kadına ve çocuğa şiddet konusunda sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz.

 

Ordu Mali Müşavirler Odası “Kadına Şiddete Yönelik” basın açıklaması yaptı.Basın açıklaamsı öncesi konuşan Oda Başkanı Bahadır BAŞ; “Kadınların hayatına kast eden şiddet terörü Ağustos ayında da devam etti ve ne yazık ki birçok evladımız annesiz kaldı. Kırıkkale'de eski eşi tarafından kızının önünde bıçaklanarak öldürülen "Ölmek istemiyorum" çığlıkları hepimizin kulaklarında çınlayan Emine Bulut’un sesini ve 10 yaşındaki kızının "anne ne olur ölme" diye haykırışını unutmamız mümkün değil. Kadınlara şiddet konusunda odamız üyesi meslektaşlarımızla beraber basın açıklamasıyla Ordu Mali Müşavirler Odası olarak toplumsal sorumluluğumuzun gereğini yerine getirdik. Bugün basın açıklamasını Yönetim Kurulu Üyemiz Tuğba Kılıç yapacaktır.” Dedi.

“KADIN ŞİDDETİNE HAYIR” yazılı tişörtleri giyen kadın meslek mensupları ile birlikte basın açıklamasını   Oda Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Kılıç okudu.

“Kadın Şiddetine Hayır” basın açıklaması şöyle;

Geçtiğimiz hafta boyunca, gerek sosyal medyada, gerekse alanlarda, kadınlar Emine Bulut’un  son sözlerini haykırdılar, bu son olsun diye.  Yüzyıllardır süre gelen ve erkekleri kadınlardan üstün konumda tutan politik, ekonomik ve sosyal süreçler, karşınızdaki kişinin  cinsiyetine dayalı olarak yönlendirilmiş kadına şiddet hakkını doğuramaz.

Yazılı ve görsel basında, sosyal medyada neredeyse her gün kadına yönelik şiddet ile ilgili haberler yer almaktadır. Ancak kadına şiddete yönelik, kadın örgütleri olmak üzere, birçok kurum ve kuruluş tarafından toplumsal hassasiyet çağrıları yapılsa da vakalar her geçen gün artmaktadır.

Ülkemizde her gün, en az bir kadın öldürülmektedir. Kadınları öldüren medyada yansıyanın aksine yasalar değil, toplumsal baskı ve şiddettir. Kadınlar doğdukları andan itibaren, cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmakta; fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddetle karşılaşmaktadırlar. Çünkü toplum, erkekliği şiddet davranışı olarak algılamaktadır. Çünkü erkek olduğu andan itibaren insan olarak değil, erkekliğini kanıtlamak için şiddet uygulaması gereken bir cins olarak görülmektedir. Bir kesim “erkek, erkek olduğu için elbette şiddet uygulayacaktır” “ama erkek şiddet uygulasa bile, aile kutsaldır. Şiddete maruz kalan kadın şiddeti sineye çekmek zorundadır” diyorlar.

Biz ise diyoruz ki, şiddet her seferinde daha da büyüyerek gelir. Hiçbir insan şiddete boyun eğmek zorunda değildir! Şiddet insan hakları ihlalidir! Şiddet gören kadın bu şiddete karşı çıkabilir! Şiddetin bahanesi olmaz! Bir insanın diğer insana sistematik şiddeti eziyettir! Bu eziyet ‘kutsal aile’ kavramı ile görünmez kılınamaz! Kutsal olan yaşama hakkıdır!

Kadınların yaşama hakkı özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti içeren İstanbul Sözleşmesi ile güvence altına alınmıştır. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, kadınların yaşama hakkına karşı çıkanlardır. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, “benden ayrılmak isteyen kadını öldürürüm” diyenlerdir. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanlar, kadınların eril şiddete boyun eğmesini isteyenlerdir.  Biz, kadınların yaşama hakkını savunuyoruz. Biz kadınların şiddete maruz kalmama hakkını savunuyoruz. Biz çocukların şiddetin olmadığı bir dünyada büyümelerini istiyoruz. Bu yüzden,  İstanbul’da imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istiyoruz. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi yaşatır! Diyoruz. Çünkü kadına yönelik şiddeti önlemek ve sona erdirmek konusunda uygulamasının gecikmesi kadına yönelik şiddeti maruz görme, meşrulaştırma, hoş görme ortamını artırır. Bu yüzden bu tartışmaların bir kenara bırakılması ve Sözleşme içeriğinin bir an önce hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlandırılması gerekmektedir.

Bu bağlamda, kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularının okullarda ders konusu olarak okutulması için müfredata alınmasını talep ediyor, çocuklarımızın, toplumsal cinsiyet klişelerine hapsedilmeden eğitim görmeleri gerekliliğinin önemini tekrar hatırlatıyoruz.

Ordu Mali Müşavirler Odası olarak toplumsal olaylara olan duyarlılığımız bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdüreceğiz. Tüm mercilerin özellikle kadına ve çocuğa şiddet konusunda sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz.

 

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum