Bilirkişi Raporu: Maden Projesinde Kritik Eksikler Var
Ordu’nun Kabadüz ilçesine bağlı Musakırık Mahallesi’nde planlanan bakır, kurşun ve çinko madeni projesiyle ilgili hukuki süreçte önemli bir gelişme yaşandı.
Ordu İdare Mahkemesi’ne sunulan 111 sayfalık bilirkişi raporunda, Ordu Valiliği tarafından 6 Mart 2026 tarihinde verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının, çevresel ve teknik kriterler açısından yeterli bilimsel incelemeye dayanmadığı ifade edildi.
Dokuz farklı uzmanlık alanından akademisyen ve uzmanların hazırladığı raporda; biyolojik çeşitlilikten su kaynaklarına, jeolojik risklerden rehabilitasyon planına kadar birçok başlıkta ciddi eksiklikler tespit edildi.
Bir Günlük Araştırmada Dosyada Olmayan Endemik Türler Bulundu
Bilirkişi raporunda en dikkat çekici tespitlerden biri bölgenin biyolojik zenginliğiyle ilgili oldu.
Maden projesinin tanıtım dosyasında bölgede yalnızca 30-35 civarında sıradan bitki taksonunun bulunduğu belirtilirken, biyoloji uzmanının gerçekleştirdiği tek günlük saha incelemesinde dosyada yer almayan 5 endemik bitki türü ve toplam 30 farklı takson tespit edildi.
Raporda, Musakırık bölgesinin ekolojik açıdan “yüksek ve çok yüksek hassasiyetli alan” niteliğinde olduğu vurgulandı.
Uzmanlar, maden faaliyetleriyle birlikte üst toprağın sıyrılması, doğal tohum bankasının zarar görmesi ve habitat parçalanması nedeniyle endemik türlerin yaşam alanlarının ciddi şekilde daralabileceği uyarısında bulundu.
Su Kaynakları İçin Riskler Hesaplanmamış
Raporda maden sahasının yakınında bulunan su alma yapıları, kaynaklar ve dere yatakları nedeniyle hidrolojik risklerin yeterince değerlendirilmediği belirtildi.
Şirket tarafından yağmur sularının kontrolü amacıyla planlanan iki dinlendirme havuzunun hangi taşkın hesaplarına göre tasarlandığının belirsiz olduğu ifade edildi.
Bilirkişiler şu eksikliklere dikkat çekti:
Şiddetli yağış ve ani kar erimesi senaryolarının hesaplanmaması,
Havuzların taşması halinde suyun hangi güzergâhtan ilerleyeceğinin belirlenmemesi,
Kuru dere yataklarının koordinatlarının dosyada bulunmaması,
Acil müdahale planının somut verilere dayanmaması,
Nakliye yollarındaki yüzey sularına yönelik kontrol stratejisinin oluşturulmaması.
Raporda bu eksikliklerin su kaynaklarında bulanıklık, sediment taşınımı ve su rejiminde değişikliklere neden olabileceği kaydedildi.
Toprak Depolama Alanında Büyük Çelişki
Bilirkişi raporunda, proje dosyasındaki bir başka önemli çelişki de bitkisel toprağın depolanacağı alanla ilgili ortaya çıktı.
Şirketin proje tanıtım dosyasında, verimli üst toprağın en fazla yüzde 5 eğimli bir alanda depolanacağı belirtilirken, bilirkişi incelemesinde bu alanın eğiminin yaklaşık yüzde 25 olduğu tespit edildi.
Uzmanlara göre bu durum, yoğun yağışlarda erozyon riskini artıracak ve ileride rehabilitasyonda kullanılacak verimli toprağın kaybedilmesine neden olacak.
Ayrıca canlı organizmalar içeren üst toprağın kaya ve pasa malzemeleriyle karıştırılmasının, alanın yeniden doğal yapısına dönmesini zorlaştıracağı ifade edildi.
Hidrolik Kırıcı Hesaplara Dahil Edilmedi
Projede açık işletme yöntemiyle ve patlatmasız çalışma yapılacağı belirtilmesine rağmen, bölgede bulunan sert volkanik kayaçların sökülmesi için hidrolik kırıcı kullanımının zorunlu olacağı belirtildi.
Bilirkişi heyeti, hidrolik kırıcıların oluşturacağı:
Gürültü,
Titreşim,
Toz emisyonu
etkilerinin proje hesaplarına dahil edilmediğini tespit etti.
Raporda, çevresel etkilerin yalnızca ekskavatör ve kamyon faaliyetleri üzerinden değerlendirildiği, bu nedenle gerçek etkilerin ortaya konulamadığı belirtildi.
80 Derecelik Şevler Heyelan Riskini Artırabilir
Maden sahasında oluşturulması planlanan açık ocak basamakları da raporda eleştirildi.
Projede 15 metre yüksekliğinde ve yaklaşık 80 derece eğimli şevler oluşturulması planlanırken, jeoloji uzmanları bölgenin kırıklı ve çatlaklı volkanik kayaç yapısına dikkat çekti.
Raporda, detaylı kaya mekaniği çalışması yapılmadan bu tasarımın uygulanmasının;
Kaya kopmaları,
Şev deformasyonları,
Kaya düşmeleri,
Mevcut heyelan alanlarının yeniden hareketlenmesi
gibi riskler oluşturabileceği belirtildi.
“Dev Çukur Nasıl Kapatılacak?” Sorusu Yanıtsız Kaldı
Bilirkişi raporundaki en önemli başlıklardan biri de maden sonrası rehabilitasyon planı oldu.
Uzmanlar, faaliyet sonunda bölgede 45 ila 105 metre derinliğe ulaşan basamaklı bir ocak boşluğu kalacağını belirtti.
Şirketin yalnızca 50-70 santimetrelik bitkisel toprağı geri sermeyi planladığı ifade edilirken, bu yöntemin oluşacak büyük boşluğu kapatmaya yetmeyeceği vurgulandı.
Raporda, alanın eski topoğrafyasına döndürülmesi için büyük miktarda dolgu malzemesine ihtiyaç duyulacağı, ancak proje dosyasında buna ilişkin somut bir plan bulunmadığı belirtildi.
Bilirkişiler: Mevcut Dosyayla Onay Mevzuata Uygun Değil
Dokuz kişilik bilirkişi heyeti, su yönetimi, biyolojik çeşitlilik, şev güvenliği ve rehabilitasyon başlıklarında tespit edilen eksiklikler nedeniyle Ordu Valiliği’nin verdiği “ÇED Gerekli Değildir” kararının mevzuata uygun olmadığı yönünde görüş bildirdi.
Raporun ardından gözler Ordu İdare Mahkemesi’nin vereceği karara çevrildi. Musakırık Mahallesi’ndeki maden projesiyle ilgili hukuki sürecin önümüzdeki dönemde bölgenin çevresel geleceği açısından belirleyici olması bekleniyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: