Ordu Olay Gazetesi’nde yer alan habere göre, Saadet Partisi Altınordu İlçe Başkanlığı’nın Ramada Otel’de düzenlediği “Sohbetin Saadeti: Şehir ve İnsan” programında konuşan Enis Ayar, Ordu’nun doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin korunamadığını belirterek kentteki kurumlara ve kamuoyuna dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
1990’lı yıllarda Ordu sahilinin korunmasına yönelik toplumsal hareketlerin öncü isimlerinden biri olarak bilinen Enis Ayar, konuşmasında Ordu’nun geçmişten bugüne yaşadığı değişimi değerlendirdi. Kent aidiyetinin her geçen gün zayıfladığını söyleyen Ayar, şehirlerin yalnızca beton yapılarla değil; kültür, sanat, tarih ve ortak hafızayla ayakta kaldığını ifade etti. Avrupa şehirlerinden örnekler veren Ayar, kültürel kimliğini koruyan kentlerin geliştiğini, ancak Ordu’nun kendi değerlerine yeterince sahip çıkamadığını savundu.
Ayar, konuşmasında özellikle şehir kültürünün temel taşı olarak gördüğü “eşraf” kavramına dikkat çekti. Geçmişte Ordu’da kentin meselelerine sahip çıkan, söz söyleyen, sorumluluk alan güçlü bir eşraf kültürü bulunduğunu belirten Ayar, bugün bunun büyük ölçüde kaybolduğunu ifade etti. “Bir şehrin gerçek sahipleri eşraftır” diyen Ayar, Ordu’nun bugün sahipsiz kalmasının en önemli nedenlerinden birinin bu kültürel kopuş olduğunu dile getirdi.
Kent hafızasının zayıflamasının Ordu’nun kimliğini doğrudan etkilediğini belirten Ayar, şehrin fiziksel ve kültürel eksikliklerine de değindi. Ordu’da otogar, müze ve geçmişi bugüne taşıyan birçok unsurun ya bulunmadığını ya da işlevsiz hale geldiğini ifade eden Ayar, özellikle eski otogarın Ordu halkının ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Askere gidenlerin, gurbet yoluna çıkanların, sevdiklerini uğurlayanların anılarıyla dolu olan eski otogarın kaybının sadece fiziki bir değişim olmadığını belirten Ayar, şehirlerin ortak hatıralarla yaşadığını vurguladı.
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birini ise Ordu’nun yaylaları, su kaynakları ve kırsal alanlarında sürdürülen madencilik faaliyetleri oluşturdu. Özellikle Aybastı, Korgan, Fatsa ve çevresindeki sondaj ve maden arama çalışmalarına dikkat çeken Ayar, bu süreçlerin doğa üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu söyledi. Yaylaların, tarım alanlarının ve su kaynaklarının geleceğinin tehdit altında olduğunu ifade eden Ayar, toplumun bu gelişmelere karşı yeterince güçlü bir refleks göstermediğini savundu.
Yaklaşık 15 yıl önce Fatsa’da gündeme gelen siyanürlü altın arama sürecini hatırlatan Ayar, o dönemde bilim insanlarının, uzmanların ve sivil toplum temsilcilerinin köylere kadar giderek halkı bilgilendirdiğini söyledi. Bugün ise benzer ölçekte bir toplumsal bilinç ve ortak hareket görülmediğini ifade eden Ayar, yaylaların ve doğal alanların sessizce elden çıktığını belirtti.
Madencilik faaliyetlerine karşı verilecek mücadelenin siyaset üstü görülmesi gerektiğini vurgulayan Ayar, farklı siyasi görüşlere sahip herkesin ortak bir zeminde buluşmasının zorunlu hale geldiğini dile getirdi. Çocukların ve gelecek kuşakların geleceğinin söz konusu olduğunu ifade eden Ayar, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, siyasi partiler ve kanaat önderlerinin aynı masa etrafında buluşarak güçlü bir şehir refleksi oluşturması gerektiğini kaydetti.
Ayar, Ordu’nun tarihi mirasının da benzer biçimde tehdit altında olduğunu söyledi. Özellikle Kurul Kalesi çevresinde sürdürülen taş ocağı faaliyetleri ve dinamit patlatılmasına tepki gösteren Ayar, kaya mezarlarının bulunduğu bir alanda bu tür çalışmaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Kurul’un yalnızca arkeolojik bir alan değil, Ordu’nun geçmişini ve tarihsel hafızasını taşıyan önemli bir değer olduğunu vurgulayan Ayar, bu sessizliğin kendisini derinden üzdüğünü dile getirdi.
Konuşmasında Ordu’da yıllardır gündeme gelen müze eksikliğine de değinen Ayar, Kurul çevresinde müze yapılması amacıyla bir hayırsever tarafından arazi bağışlandığını, projenin hazırlandığını ve mimari hazırlıkların tamamlandığını ancak buna rağmen somut bir adım atılamadığını söyledi. Sorunun maddi imkânsızlık değil, sahiplenme ve irade eksikliği olduğunu savunan Ayar, Ordu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyacak projelerin daha fazla ertelenmemesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda kent kurumlarına da doğrudan eleştiriler yönelten Ayar, Ordu’ya sahip çıkması gereken kurumların sessiz kaldığını dile getirdi. Özellikle Ordu Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Ticaret Borsası ve Ordu Barosu’nun şehir meselelerinde daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini belirten Ayar, kentin geleceğinin ancak ortak vicdan ve ortak sorumluluk duygusuyla korunabileceğini söyledi.
Ayar, konuşmasını “Bu şehir hepimizin” sözleriyle tamamlayarak, Ordu’nun doğal kaynaklarına, yaylalarına, tarihine ve kültürel hafızasına sahip çıkılması çağrısında bulundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: